Her şeyin oldukça karmaşık olduğu hayatımda nereye gideceğimi ne yapacağımı pek bilemediğim bir dönemdeyim. Bu belirsizliklerin bitmiş olması ve şu aralar -yani bu yaş aralığında- artık emekliliğime ne kadar kaldı, ev kredisi çocuk masrafları yada yeni bir araba gibi şeylerle uğraşmam gerekti. En azından ben dar bir çerçeveden bunları yazabildim. Ama hepsine inanılmaz uzaktayım. Ve düzgün bir iş edinmeye çalışıyorum senelerdir. Ve son bir kaç haftadır da yurt dışı doktora programlarına bakmaya başladım. Hatta Napoli'de bir üniversiteye başvurdum. Bir kaç yere de mail attım. Maillerime hiç kimsenin dönmemesi dışında bir problem yok. Ayrıca Urfa'da bir öğretim görevlisi kadrosuna da başvurdum. Vizyonsuzluğum mu desem çağresizliğim mi desem bilemiyorum ama insanın bir seçeneğinin Napoli diğer seçeneğinin Urfa olması cümle içinde bile komik sanki. Ben böyle hisler içerisindeyken Susan Sontag'ın Amerika'da kitabını okumaya başladım. Öncelikle başında inanılmaz sıkıldım neden bilmiyorum. Sonrasında ise baya baya beğendim. Hikayede Polonyalı ünlü tiyatro sanatçısı Maryna Zalezowska ailesini tasını tarağını alıp Amerika'ya göç ediyor. Amaç da Amerika'da yeni bir hayat kurmak, tarım yapmak. Bir kişinin hayali ve isteği birkaç ailenin hayali oluyor ve kalkıp gidiyorlar. Ama bu aile Polonya'da soylu zengin bir aile sonuçta, Amerika'daki tarım ve hayvancılık çiftlik vs. işlerini yapamıyorlar ve kadın tekrar tiyatroya dönüyor. Konu gayet basit olsa da hikayedeki derinlik, güçlü görünme çabaları, her şeyi bırakıp bir yere alışma ve Amerika'nın herkesi bağrına basma halleri ve başka bir yerde hep bir yabancı olarak var olma çabaları. Garip naif ve etkileyici bir kitaptı.
Karşılaştığınız problemlerin, verdiğiniz savaşların birden anlamsız hale gelebilmesi konusunu da düşündürdü bana bu kitap, Polonya işgal ediliyor, sürekli bir mücadele kötü yönetim ve buna benzer bir sürü dert ile var olmaya çalışırken Amerika'da ülkelerinin nerede olduğunu bilmeyen insanlarla iç içe başka problemlerle boğuşuyorlar. Kendimle ilgili de aynı şeyleri düşündüm garip ama belki -ki düşük bir ihtimal- önümüzdeki yıl bu vakitler Napoli'ye yerleşip orada bir sürü başka dertlerle uğraşacağım ve artık buradaki kadro arama çabalarım, uğraşlarım yüz defa girdiğim bir sürü ösym sınavlarımın hiç bir anlamı olmayacak. Belki birden her şey değişecek. Bilemiyorum. Kısaca kitabı okumanızı tavsiye ederim ama ilk bölüm ve son bölümün oldukça sıkıcı olduğunu da belirtmek isterimmss..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder