Blog alemi yine merhaba.. En son yirmibir temmuz yazısını gördüm ve hey gidi günler hey dedim. Ara verdiğim bu bir kaç ay içerisinde başıma olanca saçma şey gelmeye devam etti. Urfa'ya gittim mesela korku ve dehşetli vakitler geçirdim. Başıma gelenleri daha ayrıntılı anlatırım. Ağustos ayında makale yazıp kitap okumaya vakit ayırdım haa bir de Darwin'in hastalığıyla uğraştık. Zor günler iptal olan tatil planları... Eylül ayı başından sonuna gerginlik ve acayip bir deneyim oldu. Daha 2 gün önce bile bir buçuk Berlin'de bir hoca ile görüşme yaptım. Görüşme öncesi sabahın köründe bir duble rakı içmem de cabası, sonra burs programına başvurdum kazandım. Yök bursu olduğu için alıp alamayacağım hala belli değil malüm güvenlik soruşturması vs. yapılıyormuş. bunları kendime kısa hatırlatmalar olsun diye yazıyorum. ufak anlayacağım kısa kısa cümleler. Aldırma deli gönlüm hayihayihayiiihat falan diye şarkı söylemek istersem de işte malzemeler derim. Bu arada bir kursta Autocad dersi vermeye başladım. Benden ders alanları baya talihsiz görüyorum. Mimar olarak Autocad'te acayip hakim olmamanın verdiği bir durum sebebiyle de çok oksimoron hareketler yapabiliyorum. Neyse bunlara da alıştım baya baya... Ekim ayındayız. Eylül ayında hiç kitap okumadım. Makale okudum o sayılır bence. Sonra birkaç film izledim geçen günler. Diziden uzak durmaya çalışıyorum. Spora başlayıp başlayıp bırakıyorum. Yüzmem zaten korona 'ya kurban gitti. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. İngilizce blog açıp ilk yazısını yazdım ama başka bir şey yapamıyorum. İçimden de hiç bir şey gelmiyor sanki. Neyse bu yazı da bu kadar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder